Son günlerde sosyal medyada muhtarlığın gereksiz bir kurum olduğu, muhtarların haksız yere maaş aldığı ve bu mesleğin kaldırılması gerektiği yönünde paylaşımlar ve haberler görmekteyiz.
Peki, gerçekten muhtarlık boş bir iş midir?
Muhtarlık; eşantiyon, hediye, gıda, kıyafet, sosyal haklar, haftalık izin ve belirli çalışma saatleri olmayan; gece gündüz, 7 gün 24 saat vatandaşın talep ve sorunlarıyla ilgilenen, devlet ile millet arasında köprü vazifesi gören en temel yerel yönetim kurumudur.
Her fırsatta küfür ve hakarete maruz kalan, yalnızca kendisi değil; eşi, ailesi ve yakın çevresi de bu mağduriyeti yaşayan muhtarlarımız, yaklaşık 28 bin lira karşılığında köyüne ve milletine daha iyi hizmet edebilmek için büyük bir özveriyle çalışmaktadır. Bu emeği yok saymak, muhtarlarımıza yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Muhtar; inşaat, yapı, imar, orman, otlak, mera, yol, su, elektrik, duvar, mahkeme, sosyal yardım ve sağlık gibi pek çok konuda vatandaşın doğrudan muhatap olduğu kişidir. Aktif, çalışkan ve sorumluluk sahibi bir muhtarın köyüne yapamayacağı hizmet yoktur.
Yani muhtarlık kesinlikle boş bir iş değildir!
Seçimlerde kazananı tebrik etmek, demokratik olgunluğun bir gereğidir. Ufak tefek kırgınlıklar yaşansa da bunların sosyal medyada dile getirildiği gibi düşmanlık ve hasımlık boyutlarına ulaşmadığını hepimiz biliyoruz.
Ülkemizde haksız kazançlarla zenginleşen, sağdan soldan milyonları götüren binlerce kişi varken neden hedef muhtarlık oluyor?
Mesele yalnızca ekonomi değildir. Mesele, muhtarlık kurumunun ötesinde; toplumsal baskı oluşturarak algı yaratmak, köylerin ve köylülerin söz hakkını zayıflatmak, mevcut sistemi işlevsiz hâle getirmek ve zamanla el değiştirmesinin önünü açmak olabilir.
İklim değişikliği, kuraklık ve şehirlerde giderek zorlaşan yaşam koşulları düşünüldüğünde, önümüzdeki yıllarda köylerimizin ne kadar kıymetli hâle geleceği ortadadır.
Köylerimizin dağını, deresini, yolunu, suyunu ve toprağını ekonomik bir değere dönüştürmek isteyen çevrelerin varlığı göz ardı edilmemelidir. Bugün muhtarlığı kaldırıp yerine daha yüksek maaşlar ve sosyal haklarla donatılmış başka temsilcilikler getirilirse, devletin yükü 28 bin liradan 100 bin liraya çıkmış olmayacak mıdır?
Yani bulgurdan giderken pirinçten olmayalım!
Köylünün sahibi yok!
Önce Tarım ve Köyişleri Bakanlığı kaldırıldı. Köy okulları kapatıldı. Tarım ve hayvancılık giderek geriledi. Köylerimiz her geçen gün daha fazla yalnızlığa terk edildi.
Şimdi de muhtarlık kurumunun kaldırılması tartışılıyor.
Peki, muhtarlık da kaldırılırsa köylerimizin geleceği ne olacaktır?
Köylerimizin sosyal yapısı, kültürü, gelenekleri ve dayanışma ruhu nasıl korunacaktır?
Köylerimiz yalnızca evlerden ve arazilerden ibaret değildir. Camisi, okulu, mezarlığı, yaylası, suyu, toprağı ve insanıyla bir bütündür.
Bir muhtar adayı olarak sesimin ulaştığı her köye sesleniyorum:
Köylerimize şekil vermek isteyen lobiler ve çıkar çevreleri devreye girmiştir.
Sisdağı’nın suyu, Çavuşlu’nun çöpü, HES projeleri, para etmeyen fındık…
Bütün bunları birbirinden bağımsız meseleler olarak görmemek gerekir. Köylerimizin yaşanamaz hâle getirilmesi, hayatın zorlaştırılması ve insanlarımızın köylerinden uzaklaştırılması üzerine kurulmuş bir düzen varsa buna karşı hep birlikte durmalıyız.
Önce köylerimizi boşaltacak, sonra sosyal medya üzerinden köylerimizi kötüleyerek, mevcut düzenimizi ve yaşam biçimimizi değersizleştirerek bizi yerimizden, yurdumuzdan edeceklere karşı uyanık olmalıyız.
Unutmayalım:
15 dakikada denizdesin, 15 dakikada Sisdağı’ndasın!
Bol oksijen, yemyeşil doğa, tertemiz hava, su ve Allah’ın bizlere sunduğu nice nimet…
Bunların kıymetini bilelim. Sahip olduğumuz güzellikleri koruyalım.
Yarın camilerimizin kapanması, ezanların merkezden okunması, cuma namazlarının taşımalı hale getirilmesi gibi uygulamalarla karşı karşıya kalmayacağımızın garantisi var mı?
Muhtarlık da kaldırılırsa köy diye bir şey kalmayacaktır. Köy yalnızca birkaç evden ibaret değildir. Köy; kültürdür, gelenektir, üretimdir, dayanışmadır, geçmişimiz ve geleceğimizdir.
Bir muhtar adayı olarak sesimin duyulduğu her köye sesleniyorum:
Köylere şekil vermek isteyen lobiler ve çıkar odakları devreye girmiştir. Sisdağı’nın suyu, Çavuşlu’nun çöpü, HES projeleri, para etmeyen fındık…
Bütün bunların bir hesabı olduğunu düşünmekteyim.
Köylerimizi yaşanılmaz hale getirerek, hayatı zorlaştırarak, insanları bıktırarak önce köylerimizi boşaltacak; ardından sosyal medya üzerinden köylerimizi kötüleyen, köy kültürümüzü ve mevcut sistemimizi aşağılayan bir anlayışla yerimizi, yurdumuzu terk etmek zorunda bırakılacağız.
Sonrasında ise köylerimizi ve doğal zenginliklerimizi kendi çıkarları doğrultusunda değerlendirmek isteyen bir zümreye alan açılmış olacaktır.
Bir düşünün…
15 dakikada denizdesiniz, 15 dakikada Sisdağı’ndasınız.
Bol oksijen, yemyeşil doğa, tertemiz hava, su ve Allah’ın bizlere bahşettiği nice nimetler…
Bütün bunların kıymetini bilelim. Sahip olduğumuz değerlerin farkına varalım. Ucuz, kendini bilmez söylemlerle dolduruşa gelmeyelim. Köyümüzü, toprağımızı, suyumuzu ve geleceğimizi koruyalım.
SEVGİLİ KÖYLÜLERİMİZ!çook
Bu mesele yalnızca muhtarlığın kaldırılması meselesi değildir.
Bu, köylünün yurdunu ve yuvasını terk ettirme politikasıdır.
Emekli olan herkes ikametini köyüne alsın. Bağına, bahçesine, toprağına sahip çıksın. En azından yaz aylarını köyünde geçirsin. Çocuklarını köyüne, kültürüne ve geleneklerine alıştırın.
Cuma namazlarınızı kendi caminizde kılın. Vefat edenlerinizi köyünüzde defnedin. Muhtarınıza, azalarınıza ve köyünüzün değerlerine sahip çıkın.
Unutmayalım ki köylerimiz yaşarsa kültürümüz yaşar, üretimimiz yaşar, milletimiz yaşar.
DEVLETİMİZDEN TALEPLERİMİZ
- Muhtarların yetki ve sorumluluklarını artırın.
- Muhtarlık kurumunu kaldırmayın; aksine güçlendirin.
- Muhtarların yanında görev yapan azalara da maddi destek sağlayın.
- Devlet kurumlarında vatandaşın yapmakta zorlandığı bazı işlemleri muhtarlıklara devredin.
- Köylerin ve köylülerin sorunlarını çözmek için muhtarlıkları daha etkin hale getirin.
Muhtarlık, devletin vatandaşa en yakın kapısıdır. Bu kapıyı kapatmak yerine daha güçlü hale getirmek gerekir.
Köylü milletin efendisidir.
Efendiler, işini bilir; yeter ki kendilerine sahip çıkılsın!
Saygılarımla.
HASAN SİVRİ |

imunify-bot-check