Giresun Valiliği Ziraat Odası Komisyon Kararınca Fındık patoz ücretlerini saatlik 6 Bin Türk Lirası olarak açıkladı
Gel gelelim bizim yöremizin patoz ücretine, bizim Zıva Patozcuları toplanmış patoz ücreti saatlik 7 Bin Türk Lirası olarak açıklama yaptı
Giresun Valiliği yazısı ek’te
https://www.giresun.gov.tr/giresunda-2026-yili-findik-isci-ucretleri-belirlendi
Linki buraya bıraktım
Efendim neymiş Giresun Patozcuları 8 Bin₺ açıklamış ta biz halkımızı düşünüyoruz 7 Bin Türk Lirasından patoz çekeceğiz dediler
Giresun Valiliğinin kararını madem uygulayacaksınız Giresun Valiliği 6 Bin₺ den fiyat verdi siz de 5 Bin₺ den çekin
Serbest piyasadır kimseye bir şey diyemeyiz isteyen istediği fiyata çektirir ama halkı da düşünün ey patozcular;
Özellikle şunu belirtmek istiyorum algı oluşturmayın Googleye yazsanız bu fiyatı göreceksiniz
Güvendik Köyü Muhtarı Salih Çelik’i aradım
Salih Çelik diyor ki yıllardan beri ben bizim köye girecek patozcuları muhtarlık belirler haricinde köye kimse patoz çektirmeye giremez dedi.
Ben 5 seneden beri Samsun Termeli bir genç ile anlaştım geçen sene 4 Bin TL den çekti bu sene mazota zam gelmesi sebebiyle 4 Bin 500 veya 5 Bin₺ anlaşacağız dedi Fiyatı biz belirleriz dedi.
Ayrıca Salih Çelik, Esenli Köyü Patozcuları beni aradı yüksek fiyat verdikleri için ben kabul etmedim dedi.
Esenli Köyü Muhtarıma Sesleniyorum
Esenli Köyü Azalarıma sesleniyorum
Köyü yönetenlere sesleniyorum
Biraraya gelip siz niye belirlemiyorsunuz?
Afaki fiyatlardan neden halkımız etkileniyor köylüyüz komşuyuz akrabayız neden birlik beraberlik için de bu işi halletmiyoruz
Maddiyatı geçtim yarın sen benim müşterimi çaldın benim bölgeme girdin vs gibi sudan sebeplerden millet kavga döğüş çıkartırsa sorumlusu kim olacak
Hatırlatayım Görelede patozcular birbirine girmiş bir kişi ölmüş bir kişi ağır yaralanmıştı.
Bir mahallemiz kadar olmayan Güvendik Köyü yaptırım yapıyorsa biz neden yapamıyoruz….
Karadeniz’in sisli dağlarından süzülüp gelen rüzgar, Esenli köyünün dik yamaçlarında fındık bahçelerine fısıldarken her yıl toprağın kokusuna buruk bir kaygı karışıyor. Yıl boyu dalından sarkan yeşil çotanakları gözü gibi koruyan, ayazda budayan, güneşte kurutan köylünün yüreği, şimdilerde harman yerine kurulan o devasa demir yığınının gölgesinde eziliyor.
Patoz makinesi; fındığı kabuğundan ayırmak için dönen o gürültülü çarklar, her geçen yıl sadece yeşil kabukları değil, üreticinin bir yıllık umudunu ve emeğini de öğütmek üzere çalışıyor.
Esenli köyünde de bu yıl patozun saati yedi bin Türk lirası olarak ilan edildi. Oysa o gürültülü motorun yaktığı mazot, üzerinde durduğu yaşlı kamyonetin yorgun amortismanı, tozun dumanın içinde ciğerlerini bırakan işçinin helal yevmiyesi ve yapılan tüm yatırım giderleri üst üste konsa bile bir saati iki bin liraya ulaşıyor.
Aradaki o devasa uçurum, yani yüzde iki yüz ellilik o ağır yük, toprağın sadık dostu olan çiftçinin omuzlarına bir dağ gibi biniyor.
Maliyetinin tam üç buçuk katına pazarlanan bu hizmet, harman yerinde adaletin değil, acımasız bir piyasa çarkının döndüğünün en açık kanıtı haline geliyor.
Bir saat… Sadece altmış dakikalık bir zaman dilimi. Gökyüzünde güneş bir mızrak boyu bile yükselmemişken patozun boğazından geçen her fındık tanesiyle birlikte köylünün cebinden bir ömür eksiliyor.
Toprağı elleriyle tırnaklayan, nasırlı elleriyle her bir taneye dualar fısıldayan üretici, fındığını patozun o karanlık haznesine dökerken aslında geleceğini devrediyor. Demir çarklar büyük bir iştahla dönerken çıkan ses sadece fındık kabuklarının çıtırtısı değil; emeğin, alın terinin ve dökülen göz nurunun yüksek fiyatlar karşısındaki çaresiz çığlığıdır.
Hizmetin bu denli pahalı olması, Esenli köyünün çalışkan insanını kendi bağında, kendi bahçesinde yabancılaştırmaya yetiyor. Dağların kahrını çeken köylü, fındığı yeşil kabuğundan ayırmak için ödediği bu ağır bedelle adeta kendi mahsulüne ortak koşulan gizli bir efendiyle el sıkışmak zorunda kalıyor.
Terazinin dengesi yitirilmiş, harmanın bereketi daha çuvallara girmeden o gürültülü makinenin amansız saat tıkırtılarında eriyip gitmiştir. Şimdi Esenli köyünde harman yerleri sadece fındığın ayrıştığı bir yer değil; üreticinin bükülen boynunun, hakkı teslim edilmeyen emeğinin ve yüksek fiyatların gölgesinde kalan mahzun bir coğrafyanın buruk hikayesidir.
Saygılarımla.
Bayram Karaca
