Ana Sayfa Esenli Köyü Haberleri, Görele, Güncel, Gündem, HABERLER 10 Haziran 2026 78 Görüntüleme

Futbol Turnuvasından Geriye Kalanlar (Cesur Sıbıç’ın Yazısı)

Futbol Turnuvasından Geriye Kalanlar (Cesur Sıbıç’ın Yazısı)

Ne güzel başlamıştı…

Esenli Köyü Derneği tarafından düzenlenen dostluk futbol turnuvası, köylüleri bir araya getirecek, eski dostlukları tazeleyecek, gençlere sporun ve kardeşliğin önemini gösterecekti. En azından amaç buydu. Ancak ne yazık ki yaşananlar, dostluk adına düzenlenen bir organizasyonun nasıl öfke, husumet ve pişmanlıkla anılır hâle gelebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Edinilen bilgilere göre olay, iki oyuncu arasında yaşanan bir faul pozisyonunun ardından başladı. Futbolun doğasında olan, her maçta yaşanabilecek sıradan bir pozisyon kısa süre içerisinde sözlü tartışmaya, ardından fiziksel müdahaleye dönüştü. Kavgayı ayırmak amacıyla sahaya giren bazı kişiler de olayların içine çekildi. Gerginlik büyüdü, saha dışına taştı ve kontrol edilemez bir noktaya ulaştı. Sonunda emniyet güçlerine haber verildi ve bölgeye gelen üç ayrı ekip olayları yatıştırmak için müdahale etmek zorunda kaldı. Çok sayıda kişinin hastaneden darp raporu aldığı, tarafların ise birbirlerinden şikâyetçi olmaya hazırlandığı öğrenildi.

Peki şimdi durup düşünmek gerekmiyor mu?

Bir futbol maçında yaşanan bir faul pozisyonu nasıl olur da insanların birbirine saldırdığı, polis ekiplerinin müdahale ettiği ve hastanelerde darp raporlarının alındığı bir tabloya dönüşebilir?

Asıl sorgulanması gereken konu tam da budur.

Çünkü mesele futbol değildir.

Mesele kazanmak ya da kaybetmek de değildir.

Mesele, insanların öfkelerini kontrol etmekte zorlanmaları ve sporun özünü unutmuş olmalarıdır.

Bir dostluk turnuvasında olması gereken şey rekabet kadar saygı, mücadele kadar centilmenlik, kazanma arzusu kadar da kaybetmeyi kabullenebilmektir. Oysa yaşananlar bize gösteriyor ki bazı insanlar için skor tabelası dostluktan, bir maçın sonucu ise yılların komşuluğundan daha değerli hâle gelmiş.

Bir anlığına düşünelim…

Dün aynı düğünde halay çekenler, aynı cenazede omuz omuza duranlar, aynı sofrada oturup ekmeğini paylaşanlar bugün bir futbol sahasında birbirine yumruk atacak noktaya geldiyse burada kaybedilen sadece bir maç değildir.

Kaybedilen; saygıdır.

Kaybedilen; kardeşliktir.

Kaybedilen; yılların oluşturduğu güven ve birlik duygusudur.

Daha da düşündürücü olan ise olayın sadece iki futbolcunun tartışması olarak kalmamasıdır. Kavgayı ayırmak için sahaya giren insanların kısa süre sonra kavganın tarafı hâline gelmesi, aslında sorunun bireysel değil toplumsal olduğunu göstermektedir. Bir kıvılcımın onlarca insanı içine çekebilmesi, tahammül sınırlarımızın ne kadar daraldığını ve öfkenin ne kadar kolay kontrolden çıktığını ortaya koymaktadır.

Sonuç ne oldu?

Kazanan bir takım mı çıktı?

Belki.

Bir kupa kaldırılacak mı?

Muhtemelen.

Ancak yıllar sonra kimse o maçın skorunu hatırlamayacak.

Kimse hangi takımın kaç gol attığını konuşmayacak.

Ama insanlar, dostluk adına düzenlenen bir turnuvanın polis müdahalesiyle sona erdiğini, hastanelerden darp raporları alındığını ve köylülerin birbirinden şikâyetçi olduğunu unutmayacaktır.

İşte asıl üzücü olan da budur.

Bir köy turnuvasını spor haberi olmaktan çıkarıp asayiş haberine dönüştürmek gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Bugün herkes kendisini haklı görebilir.

Herkes karşı tarafı suçlayabilir.

Herkes yaşananların sorumluluğunu bir başkasına yükleyebilir.

Fakat dışarıdan bakıldığında ortaya çıkan manzara son derece nettir:

Koskoca insanlar, bir futbol maçını yönetememiştir.

Öfkelerini yönetememiştir.

Duygularını yönetememiştir.

Ve bunun bedelini sadece kendileri değil, tüm köyün ortak itibarı ödemiştir.

Daha da önemlisi, sahada bulunan çocuklar ve gençler bu olaydan nasıl bir ders çıkarmıştır?

Onların hafızasında centilmenlik mi kalacaktır?

Yoksa uçuşan yumruklar, bağrışmalar, siren sesleri ve gelen polis araçları mı?

Gençlere saygıyı, kardeşliği ve birlik olmayı öğütleyen büyüklerin bir kısmının böylesi bir olayın parçası olması ayrıca üzerinde durulması gereken bir çelişkidir.

Çünkü çocuklar söylenen sözlerden çok gördükleri davranışları örnek alırlar.

Dostluk turnuvalarının amacı kupa kazanmak değildir.

Amaç dostluk kazanmaktır.

Amaç insanları birbirine daha da yakınlaştırmaktır.

Amaç yıllar sonra hatırlandığında güzel anılar bırakmaktır.

Ne yazık ki bu turnuvada yaşananlar, dostluğun sözlerde kaldığını; gerçek sınav anında ise öfkenin, sağduyunun önüne geçtiğini göstermiştir.

Umarız ki yaşanan bu üzücü olay herkese bir ders olur.

Çünkü mahkemeler karar verebilir, dosyalar kapanabilir, cezalar kesilebilir.

Ama kaybedilen saygıyı hiçbir mahkeme geri getiremez.

Bozulan dostlukları hiçbir tutanak onaramaz.

Kırılan gönülleri hiçbir karar tamir edemez.

Maçlar biter.

Kupalar eskir.

Skorlar unutulur.

Fakat söylenen sözler, atılan yumruklar ve kırılan dostluklar uzun yıllar hafızalarda yaşamaya devam eder.

Ve ne yazık ki o gün sahada kazanan olmadı.

Ama kaybeden çok oldu.

Saygılarımla….

Cesur SIBIÇ

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

resim yükle
Tema Tasarım | Osgaka.com