• https://www.facebook.com/bayramkaraca28
  • https://twitter.com/bayramkaraca28
                                                                                          
























sanalbasin.com üyesidir

ESENLİ KÖYÜ TARİHÇESİ

KÖYÜN KURULUŞU VE TARİHİ GELİŞİMİ

 Esenli köyünün kuruluşu ve tarihi gelişimi oldukça eskiye dayanmaktadır. Köyün ilk olarak iskan edilmesi 17. yüzyıla dayanmaktadır. O halde diyebiliriz ki Esenli Köyü’nün 350 – 400 yıllık bir mazisi vardır. Bu süreç içinde köy gelişerek bugünkü halini almıştır. Köy göç eden Türkmenlerin yerleştirilmesiyle oluşmuştur. 17. yüzyıl sadrazamlarında olan Mahmut Nedim Paşa tarafından bölgeye Türk halkı yerleştirilmiştir. O dönemde Rusların izlediği Slavlaştırma politikası altında ezilen Türk nüfusun bir kısmı hazine arazisi konumundaki Esenli köyüne yerleştirilmiştir. O dönemde Karadeniz’in sadece kıyı kesimlerinde yerleşme yerleri bulunmaktaydı. Orta Asya’daki duruma alışkın olan göçmen Türkler aynı iklim özelliklerini taşıyan iç kesimlere yerleştirilmiştir. İlk olarak köy Çepni Türklerine dayanmaktadır.
Esenli köyü ilk olarak Hopa mahallesi, Sıbıçlı mahallesi ve Güvendik mahallesi olarak yerleşime açılmıştır. Köye ilk gelen sülalelerden olan Sivrioğulları Hopa Mahallesi’ne, Sıbıçoğulları Sıbıçlı Mahallesi’ne, Hıdıroğulları ise Keleşgil adı verilen mahalleye yerleşmişlerdir. Ayrıca bugün ayrı bir köy olan Güvendik ise köyün kuruluşu sürecinde Esenli Köyü adına kurulan ilk mahallelerden bir tanesidir. Tenkoğulları mahallesinin ise Çalış ya da Kösemen köyünden göç ettiğine dair bilgiler bulunmaktadır. Köyün diğer mahallelerinin kurulması ise daha yakın bir tarihe rastlamaktadır.
Esenli köyüne Gürcülü denilmesinin sebebi buraya göç eden halkın Gürcistan üzerinden gelerek önce Artvin’e daha sonra buraya yerleşmiş olmalarıdır. Bölgeye göç eden aslen Çepni Türklerinden olan Sivrioğulları Kafkaslar üzerinden Artvin Hopa’ya gelmişler, daha sonra aileleriyle birlikte bölünerek bir kısmı Rize’ye, bir kısmı Trabzon Akçaabat’a, bir kısmı Gümüşhane tarafına, bir kısmı da Giresun Görele’ye göç etmiştir. Göçebe hayat süren hayvancılıkla uğraşan Sivrioğulları önce Gülef köyüne daha sonra da Esenli Köyü’ne yerleşmişlerdir. Şu an yoğun olarak yaşadıkları ve ilk yerleştikleri mahalle Hopa Mahallesi olarak adlandırılmaktadır. Bugün Aracı ve Demirci Soyadlı ailelerin ise Sivrioğulları ile kardeş oldukları bilinmektedir. Yani iki kardeşin biri Sivrioğulları’nın diğeri ise Arapcinoğulları’nın dedeleridir.
Sıbıçoğulları mahallesinin tarihi gelişimi ise Osmanlılara dayanmaktadır. Osmanlılarda süvarilere at besleyen askerlere sebice, sibice denilmektedir. Zaten kelime anlamı genç. sabi, küçük anlamına gelen sıbıç kelimesi bunu desteklemektedir. Bunların köye yerleşmesi ise; Sıbıçoğullarının Artvin Hotlu köyünden geldiği için Hod lakabıyla anılan kişinin (savaşın olumsuz etkilerinden kaçtığı düşünülmektedir) bugün kü Durmuşlu yakınlarında hayat sürerken oradan köye getirilip ve bugünkü Sıbıçlı mahallesi denilen yere yerleştirilmesiyle gerçekleşmiştir. Genç soyadlı aileler yakın bir tarihte Sıbıçoğullarından ayrılmıştır.
Bugün yoğun olarak Keleşgil diye anılan mahallede yaşayan Hıdıroğulları’nın köye gelişi ise; Şam asıllı bir asker olan Mehmet ( bazı kaynaklarda İbrahim)’in Hod’un kızıyla evlenip daha sonra yine Şam’da bulunan ailesini bölgeye getirmesiyle olmuştur. Köyde din görevlisi olarak kullanılmışlardır. Bugün köyde yer alan Yılmaz, Karacı, Karaca, Karakoç soyadlı ailelerin de Hıdıroğulları’ndan ayrıldığı bilinmektedir.
Tenkoğullarının ise çeşitli sebeplerden dolayı bugün yoğun olarak yaşadıkları bölgeye yine Zıva deresi içinde yer alan bir köy olan Kösemen köyünden gelip yerleştikleri bilinmektedir.
Ustaoğullarının ise Sivrioğulları tarafından çeşitli ustalık işlerini yaptırmak Çalış köyünden getirildiği bilinmektedir.
Kaya soyadlı aileler ise yakın bir zamanda Gümüşhane Torul’dan köye gelip yerleşmişlerdir.
Burada ulaşılan en ilginç bilgi ise Ak soyadlı ailelere ait. Bu sülale sayısının çok az olmasına rağmen köyün en yerli ailesi olduğu söylenmektedir. Sayılarının artmayışının nedeni ise salgın hastalık olduğu düşünülmektedir. Ayrıca bu sülaleyle ilgili olarak söylenen bir başka bilgi ise köyün kuruluş ve gelişimi sırasında köyde sözü geçen en önemli sülale olmasıdır.
Köyün gelişimi Cumhuriyet yıllarına dek sürmüştür. Birinci Dünya Savaşı sırasında köyün de içinde bulunduğu bölge Ruslar tarafında işgal edilmek istenmiş fakat Rusya’da çıkan Bolşevik ihtilali ve Topal Osman Ağa ve çetesinin sert direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Köyde 1880 tarihli bir cami (yıkılarak yenisi yapılmıştır), 3 adet değirmen ve çok sayıda taş fırın mevcuttur. Köy karayoluna 1972 yılında, elektriğe 1984 yılında telefona ise 1995 yılında kavuşmuştur.

 

 
 
 
YERLEŞME ŞEKLİ VE MESKEN TİPLERİ
 
  Esenli köyünde dağınık yerleşme hâkimdir. Arazinin dik ve engebeli olması dolayısıyla yerleşme dağınık olup herkes kendi arazisi üzerine evini yapmıştır. Meskenler yapı malzemelerine göre ikiye ayrılırlar. Bunda da şüphesiz köyün karayoluna sahip olmasının önemi büyüktür. 1970’lere kadar köyde dere kumu, taş, kereste, çamur gibi malzemeler kullanılmaktaydı. 70’lerden sonra deniz kumu, çimento, çinko, teneke, demir, tuğla gibi malzemeler kullanılmaya başlanmıştır.
Planlara göre evler bir buçuk katlı olup alt kat hayvanlar için ahır olarak kullanılmaktaydı. Üst kat ise genelde iki oda ve ocaklığın içinde olduğu mutfak olarak da kullanılan salondan oluşurdu. Çatının üzeri yağmur ve karın yere düşmesi için ters “V” şeklinde yapılmaktaydı. Örtü malzemesi olarak ise önceleri hartama daha sonraları ise teneke ve çinko kullanılmıştır. Eski tip evlerde genellikle bir veya iki tane pencere bulunurdu ve bunların yapı malzemesi tamamıyla ahşaptı. Dış kapının hemen üzerinde içeriye ışık girmesi için çatıya pencere konulurdu. Dış kapıda taştan eşik bulunurdu. Evin içindeki odalar birbirinden ahşap malzemeyle ayrılmıştır. Salon kısmının üzerinde tavan bulunmaz çatının iç kısmı görünürdü, tavan ise sadece yatak odalarının üzerinde bulunurdu. Evin ocaklık diye tabir edilen kısmında yukarısı dar aşağıya doğru genişleyen ve kemer adı verilen duman bacası bulunurdu. Kemerden ocağın üzerine ocaktan 1 m. Yüksekliye kadar zincir iner ve bu zincirin iki yanı çengelli idi. Bu çengellere kazan asılır su ve hayvan yalı kaynatılırdı. Sacayak ise tencere koymak ve ekmek pişirmek için kullanılırdı. Eski tip meskenlerde ocaklıkta bulunan gaz lambası ve kibrit koymak için kullanılan bir nevi dolap görevini yapan “bıcaklık” denilen bir bölüm bulunur.
Köyde yeni tip meskenler ise iki veya üç katlı olup meskenlerin planı ve kat sayısı ailenin ekonomik bütçesine göre değişmektedir. Yeni tip evlerde genellikle alt kat depo, samanlık veya odunluk olarak kullanılır. Çok ilginçtir ki, köyde (imkanı olanlar) bir eski evin yanında betonarme yeni tip bir ev bulunmaktadır. Bunun için eski meskenlerin ahırı faal olarak kullanılmaktadır.



 
 
EKLENTİLER
 Tekir (Serender): Yerden 1-2 m. yükseklikte 4-6 direk üzerine kurulan dikdörtgen şeklinde yiyecek ambarıdır. Tekirin direğinin yerini köyde daha çok taş duvarlar almıştır. Tekir genellikle iki katlı olup alt katı kümes ya da gazel koymak için kullanılır. Üst katı ise kışlık malzemelerin saklandığı yerdir. (elma, armut, turşu, tohumluk mısır, fasulye…)
Çöten: Dört direk üzerine, yerden yarım metre yüksekliğinde, 2-2.5 m. boyunda 1-1.5 m. genişliğinde fındık çubuğu, avu (orman gülü) dalından ya da çıtadan yapılan içine mısır konulan küçük ambardır. Üzeri çatı ile örtülüdür ve çatının altında küçük bir pencere bulunur, bu pencereden çötene mısır atılır.
Diğer bir eklenti ise bazı evlerin kapısında taş fırınlar bulunur. Bu taş fırınlarda mısır ve fasulye kurutulur. Aşağı yukarı her mahallede iki üç tane taş fırın bulunur. Diğer bir eklenti ise tavukların geceyi içinde geçirdikleri pinekliktir. Yerden yüksekte yapılan pinekliğin taban ve kenarı ağaç malzemelerle kaplı üzeri çatı şeklindedir.



 
HALK TAKVİMİ
 Halk arasında genellikle yaşlı insanların kullandığı, Hicri Takvim’e benzeyen bir takvim kullanılıyor. Miladi takvime göre her ayın 14’ünde yeni ay başlıyor. Bu takvimde ayların sıralanışı şu şekildedir:

 1. Zemheri (14 Ocak – 13 Şubat)
 2. Gücük (14 Şubat – 13 Mart)
 3. Mart (14 Mart – 13 Nisan)
 4. Aprul (14 Nisan – 13 Mayıs)
 5. Mayıs (14 Mayıs – 13 Haziran)
 6. Kiraz (14 Haziran – 13 Temmuz)
 7. Orak (14 Temmuz – 13 Ağustos)
 8. Ağsus (14 Ağustos – 13 Eylül)
 9. Ceviz (14 Eylül – 13 Ekim)
 10. Darı (14 Ekim – 13 Kasım)
 11. Üzüm (14 Kasım – 13 Aralık)
 12. Karakış (14 Aralık – 13 Ocak)






KAYNAKLAR:
 1. TC Sağlık Bakanlığı Kırıklı Sağlık Ocağı
 2. Giresun Karayolları Müdürlüğü
 3. Görele İHL Coğrafya Öğretmeni Mehmet GENÇ (KTÜ Coğrafya  Bölümü Bitirme Tezi)
 4. Hüseyin SİVRİ (KTÜ Tarih Bölümü Yüksek Lisans Bitirme Tezi)
 5. Mithat AARACI
 6. Salih SİVRİ
 7. Uğur SİVRİ (Kırırklı ilköğretim Okulu Müdür Yardımcısı)

Bizlere her konuda desteğini esirgemeyen herkese www.goreleesenlikoyu.com ailesi olarak teşekkürlerimizi sunarız.

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz